ÇEVRE BİLİNCİYLE İLGİLİ KİTAPLAR YAZMAK İSTEDİM.

mren TÜBCİL 1976 yılında Denizli’de doğumlu.1997 öğrencilik yıllarında Aydın Doğan Vakfı tarafından nitelikli gazeteci yetiştirmeye katkıda bulunmak amacıyla, İletişim Fakültesi öğrencileri arasında düzenlenen ‘Genç İletişimciler Yarışması’nda ‘En İyi Haber Programı’ dalında ikincilik ödülünü aldı. Marmara Üniversitesi İletişim
Fakültesi Gazetecilik bölümünü bitirdi. Haberler ve röportajlar yaptı. Daha sonra film sektörüne geçti. Hala bu sektör de çalışmalarını sürdürmektedir. Bir yandan da çocukların çevre duyarlılığını geliştirecek kitaplar ve projeler üretmektedir. Yazarımız İmren TUBCİL okul öğrencilerimizle yaptığı sohbet öncesi Isabel Lale ERHART ve Metin AZOZ’un sorularını yanıtladı.

ISABEL LALE ERHART: Çocukluğunuzdan ve aldığınız eğitimlerden bahseder misiniz? Yazarlık yönünüzü hangi yaşlarda nasıl fark ettiniz?
İMREN TÜBCİL: Ben Aydın’da büyüdüm. Daha sonra gazetecilik eğitimi almaya geldim İstanbul’a. Gazetecilik okudum. Daha okula başlamadan sürekli kitap okurdum. Öncelikle resimli kitaplar okurdum ve sonrasında resim de yapmaya başladım. Daha sonra çok fazla kitap okudum. Okula girdiğim andan itibaren hep yazdım. Yazmak hep hayatımda devam etti.
METİN AZOZ: Sizce ülkemizde çocuk edebiyatına olması gereken önem ve değer veriliyor mu?
İMREN TÜBCİL: Olması gereken derken bilmiyorum tabi onu daha duayen yazarlarımız, yayıncılarımız daha iyi bilirler ama bence son yıllarda ilgi arttı. Çok iyi yazarlar var, çok iyi çizerler var. Çok güzel kitaplar çıkıyor. Ayrıca sizler de okuyorsunuz, çocuklar da çok okumaya başladı. Ama tabi daha da artacak bu ilgi.
ISABEL LALE ERHART: Dünya ve Türk edebiyatından örnek aldığınız veya esinlendiğiniz yazarlar var mıdır?
İMREN TÜBCİL: Şimdi örnek almak değil de çok sevdiğim yazarlar tabi ki var. Çocuk edebiyatından da var yetişkin edebiyatından da var. Esinlenmekte de birebir esinlenmek değil. Hani okuduğumuz her şey bizi etkiler ya zaten hayatımızdaki düşüncelerimizi, duygularımızı ve onlar bir şekilde tabi beni etkiliyor. Yani çok fazla var o yüzden sanırım saymak biraz uzun sürebilir.
METİN AZOZ: “ Çınar’ın Harika Dünyası” kitap serisini oluşturma fikri sizde nasıl gelişti? Serinin sonraki kitaplarının konusu ne olacak?
İMREN TÜBCİL: Çevre kirliliğinin artması sebebiyle bende aşırı duyarlılık gelişti ve bunla ilgili hikayeler yazmak istiyordum. İlk kitaptaki Çink karakteri aklımda vardı. Daha sonra onunla ilgili aklımda hikayeler gelişti. “Çevre kirliliği işte nedir?”, çevre kirliliğiyle ilgili bir bilinç oluşsun ve onla ilgili keyifli de bir hikaye olsun diye çıktı ortaya. İlk kitap “Güneşi Kovalama Makinesi” atıkların nasıl yok edileceği onu anlatılıyor. İkinci kitap “Yağmur Toplayan Şemsiye” suyun tutarlı kullanılması, suyun dünyada azalmasıyla ilgilidir. Daha sonra da işte yeşilin yok olmasıyla ilgili, fazla tüketimle ilgili kitaplar düşünüyorum. Hatta bir tanesi “Pofuduk Panda ve Yürüyen Evi” olacak. Böyle daha üç kitap düşünüyorum.
ISABEL LALE ERHART: Bizim yaşlarımızdaki okurlarınıza sizin dışınızda hangi yazar ve kitapları önerirsiniz?
İMREN TÜBCİL: Şimdi çok var. Türk yazarlardan da çok iyi yazarlar var. Yabancı yazarlardan da çok var. Ben açıkçası yazar tavsiye etmeyi sevmiyorum. Gördüğünüz ve bulabildiğiniz bütün yazarları okumaya çalışmak gerekiyor ve hangisini keyifli bulduysanız o yazarların diğer kitapları bakmak şeklinde bu okuma serüveni devam edilebilir.
METİN AZOZ: Birçok sanatçıya baktığımızda, onları destekleyen ve uğraşları ile ilgili cesaretlendiren kişilerin olduğunu görüyoruz. Bu anlamda sizi cesaretlendiren kişi kim oldu? Bize bu süreci biraz anlatabilir misiniz?
İMREN TÜBCİL: Aslında çocukluğumdan beri annem bana kitap alırdı. Çizeyim, okuyayım diye çok fazla kitap alırdı. Daha sonrasında üniversite de ondan önceki eğitim sürecinde öğretmenlerim hep bir şekilde yazılarımı beğendiler destek oldular. Daha sonrasında arkadaşlarımın fikirleri önemli oldu. Sonra da yayınevleriyle çalıştığım editörlerimin yönlendirmesiyle ilerliyoruz.
ISABEL LALE ERHART: Şu an film sektörüyle ilgilendiğinizi biliyoruz. Bu konuda bizi biraz daha aydınlatabilir misiniz? Bu konulara ilginiz ve uğraşınız hangi boyutta?
İMREN TÜBCİL:
Film sektörüyle ilgili uzun süre reklam filmleri yapım sektöründe çalıştım. Aynı zamanda animasyon filmleri yapan şirkette de çalıştım. Yönetmen yardımcılığı yapıyordum. Ama bir süredir senaryolar yazıyoruz işte, çizgi filmlere, dizilere senaryolar yazıyorum.
METİN AZOZ: Kitaplarınızdaki karakterleri oluştururken, çevrenizdeki çocukları mı gözlemlediniz yoksa tamamıyla hayali karakterler mi yarattınız?
İMREN TÜBCİL: İkisini birbirinden ayırmak bence çok zor. Etrafımdaki çocukları çok gözlemliyorum. Olayları gözlemliyorum. Kuşları, insanları, yaşlı insanları, kendi arkadaşlarımı yani sürekli bir gözlem içindeyim. Siz de öylesinizdir yazmıyorsanız bile. Onlar hem hayalimdeki karakterlerle birbirleriyle buluşuyorlar, hem de birisini görünce aklıma onla ilgili başka şeyler geliyor. Ben de üzerine bir takım özellikler ekliyorum. Aslında ikisinin karması oluyor galiba.
ISABEL LALE ERHART: Bundan sonraki kitap projeleriniz nelerdir?
İMREN TÜBCİL: Şimdi Bu Çınar’ın Harika Dünyası’nın serisini tamamlamak istiyorum. Beş kitap düşünüyoruz. Sonra bir sürü var. Başlayıp paragraf halinde yazdığım var. Ama öncelikli olarak o seriyi tamamlamak istiyorum. Sonrasında da yazmak istediğim bir sürü hikaye var aslında.
METİN AZOZ: İleride yazar olma hayali kuran çocuklara tavsiyeleriniz nelerdir?
İMREN TÜBCİL: E tabi önce okumak lazım. Her şeyden önce çok okumak lazım. Farklı farklı türlerden, farklı farklı yazarlardan okumak gerekiyor diye düşünüyorum. Sadece ne hissettiğini de yazabilirsin. Yazmak, etrafı çok iyi gözlemlemek. Yolda giderken telefonun ekranındaki bir oyuna dalmak değil de, insanlar neler yapıyor diye etrafına bakmak. Yağmur yağarken insanlar şemsiyesini nasıl tutuyor, işte bir köpek ıslanmış gibi etrafı gözlemlemek. Etrafı gözlemlemek de çok besleyici bir şey bu anlamda.