GÜLTEN DAYIOĞLU ÇOCUK ROMANI YAZARLIĞINDAKİ YARIM ASRA 
YAYILAN DENEYİMLERİNİ AKTARDI


Tam 47 yıldır edebiyat hayatında haklı yerini koruyan yazarımız Gülten Dayıoğlu, bu hafta konuğumuzdu. 1963 yılında başlayan yazma macerasına 73 kitap sığdıran Gülten Dayıoğlu, öğrencilerimize, kitap okumanın önemi ve kişiye sağladığı katkılarla ilgili düşüncelerini aktardı. Okullarda “öğretim”’le birlikte “ eğitim”’in de verilmesi gerektiğini vurgulayan Gülten Dayıoğlu, kitap okumanın bu eğitimin önemli bir parçası olduğunu ve okuldaki başarıyı % 40 oranında arttırdığını belirtti. Kitap okuyarak hayatla ilgili önemli ipuçları elde edebileceğimizi, dil dağarcığımızı geliştirebileceğimizi, belki gerçek hayatta karşılaşmayacağımız türde problemler ve bunların çözümleriyle tanışacağımızı söyledi.
 
Kendimiz, yaşadığımız ülke ve tüm dünya için hedefler belirlememizde kitap okumanın önemli yeri olduğunu aktaran Gülten Dayıoğlu, bunun sadece bir hobi olamayacağını, kişinin düzenli olarak ve her gün birkaç sayfa da olsa kitap okuması gerektiğini, bunu bir yaşam biçimine dönüştürdüğümüz noktada hayata bakışımızın da farklı olacağını aktardı. Şimdi, öğrencilerimizin Gülten Dayıoğlu’yla buluştuğu söyleşimizle baş başa bırakıyoruz sizleri.
 
A.ÇAKMAK: 1963 yılından beri neredeyse hiç durmadan yazıyorsunuz. Yazmaya olan merakınız nasıl başladı?

Kütahya’da ilkokulda okurken, sınıf öğretmenim bana “ sen bu yetenekle doğmuşsun, yazmalısın “ dedi ve beni teşvik etti. Benim yazar olacağıma inandığını söyledi ve elimden tutup beni bir kütüphaneye götürdü. 40’lı yıllarda Kütahya’da yayınevleri yoktu. Öğretmenim sayesinde hayatıma “ kütüphane “ kavramı da girmiş oldu

T.TOPALOĞLU: “Üç kuşağın okuduğu yazar” olma ünvanını elinizde bulunduruyorsunuz. “Fadiş” okurları şu an 3. kuşağı oluşturuyor. Tüm zamanların en beğenilen yazarlarından biri olmak hayatınızda neleri değiştirdi? Bu noktaya gelmek için hayatınızdan çok ödün vermeniz gerekti mi ?

Özel hayatım olmadı diyebilirim. Gündüzleri öğretmenlik yapar, öğretmenlikten arta kalan zamanlarımda öğrencilere özel ders verirdim.

ve bunun dışında da geceleri neredeyse sabaha kadar yazardım. 3-4 saatlik uykuyla hayatımı geçirdiğim bir dönem oldu. Ama çocuklarımdan, onlara ayırdığım zamandan hiç ödün vermedim diyebilirim. Her zaman onların yanındaydım. Zamanla tanınan bir yazar konumuna geldiğimde de, bu kez, herkesin ilgisi üzerimde olduğu için farklı bir baskı hissettim. Yani aslında genel anlamda “özel hayat” kavramından ödün vermek zorunda kaldığımı söyleyebilirim.

A.ÇAKMAK: Öğretmenlik yaptığınız dönemde özellikle çocuk romanlarına yöneldiniz. Bu dönemden önceki çalışmalarınızın içeriği neydi? Öğretmenlikten sonra özellikle çocuk edebiyatına yönelmenizdeki sebep nedir?

Bu dönemden önce gençlere yönelik yazılarım vardı fakat öğretmenlikten sonra, özellikle de öğrencilerime okutmak için gerçekten beğendiğim, onlara bir şeyler verecek türde kitapları bulamayınca “ neden ben yazmayayım? “ diye düşündüm ve çocuk edebiyatına yöneldim.

T.TOPALOĞLU: Yakın tarihimizi düşündüğümüzde çocuk edebiyatıyla özdeşleşmiş çok fazla isim gelmiyor aklımıza maalesef. Bu durum Türk Edebiyat Dünyasının bir eksikliği olarak değerlendirilebilinir mi sizce?

Dediğim gibi aslında çok fazla yazar var ama tabi bu yazarlar arasında mutlaka birtakım farklar da oluşuyor. Hangi yazarın çocuklara neler verebildiği önemli, günümüzde böyle yazarlar veya bu tip kitapları bulmakta zorlanıyoruz maalesef.
 
A.ÇAKMAK:Çocuk edebiyatında “fantastik roman”’larınızla da yer alıyorsunuz. Fantastik roman yazma kararını nasıl verdiniz?

Aslında enteresan oldu çünkü ben fantastik roman yazdığımın farkına varmadan aslında bu tip romanları yazıyordum o dönemde. Bana çok doğal ve enteresan geliyordu. Şimdi bakıyorum, benim o dönemde yazdığım bu tip romanlar bazı akademik çalışmalara kaynak oluyor. Bu beni gerçekten çok sevindiriyor.

T.TOPALOĞLU: 73. kitabınız, 72 eserinizin yazılış öyküsünü anlatan “Yaşadıklarım ve Düşlediklerim”. Bu eserinizle ilgili bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Bu kitap, yazdığım 72 kitabın yazım öyküsünü anlatan bir eser. O yüzden de benim için de çok güzel bir çalışmaydı. 47 yıldır ortaya çıkardığım tüm eserlerin doğuş hikayelerini bulabilirsiniz son kitabımda.
 
 A.ÇAKMAK: “ Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı”nın kurucususunuz. Vakfın faaliyetleriyle ilgili bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Sadece çocuk ve gençlik edebiyatı konusunda çalışıyoruz. Zevkli etkinliklerimiz var. Edebiyat ödülleri veriyoruz. Mayıs ayında da bir etkinlik gerçekleştirdik örneğin.

T.TOPALOĞLU: “Başarı” nedir? Başarılı bireyler olmak için izlenmesi gereken yok nedir?

Başarı görecelidir, herkese göre değişir. Başarının kesin tanımını yapamam, ucu felsefeye kadar gider. Ama ben insan olarak şunu gördüm, başarılı olmak için hedefler belirlemek gerekir. Ve bu hedefler doğrultusunda da çok çalışmak gerekiyor tabi. Ayrıca yapılan işi seviyor olmak da başarının anahtarlarından biri.

A.ÇAKMAK: Kendinizi bir kelime ile ifade etmeniz istense, bu kelime ne olurdu?

“Sevgi yüklü biri” derdim sanırım. İnsanlara, doğaya, her şeye karşı bir sevgi.

T.TOPALOĞLU: En son okuduğunuz kitap nedir?


Tanrılar Okulu’nu okuyorum şu aralar. Gerçekten insanı geliştiren bir kitap. Kendini yetiştirmeye çalışan biri olarak devamlı kitap okuyorum ben de. Çok satanları da okurum, kendimi geliştirme yönünde kitaplar da okurum, ayırt etmem.

A.ÇAKMAK: Sizce son 10 yılın edebiyat olayı nedir?

Nobel ödülü almamız bence son on yılın önemli edebiyat olaylarından biriydi..

T.TOPALOĞLU: Geçmişe dönseniz kendinize ne öğüt verirdiniz?

Bu yolda ilerle, çalışmaya, çabalamaya devam et derdim sanırım. Yeni kuşaklara örnek olmaya devam et derdim.

A.ÇAKMAK: Yazar olmak isteyen çocuklar neler yapmalı sizce?

Yapılacak en güzel şey bol bol kitap okumak. Ne kadar çok kitap okursanız hayal gücünüz o kadar büyür ve bu ölçüde de daha üretken bir insan olabilirsiniz.

T.TOPALOĞLU: Yazar olmak nasıl bir duygu?

Gözleri görmeyen bir kişinin, çok yoğun trafiğin olduğu bir caddede, karşıya geçebilmek için yol kenarında beklediğini düşünün. Bu kişiye yardım etmek nasıl bir duygu uyandırırdı sizlerde? Mutluluk ve tatmin, değil mi? İşte yazar olmak da bende aynı duyguyu yaratıyor. Kendimi, karşıdan karşıya geçen o kişinin koluna girmiş insan olarak görüyorum.
Gülten Dayıoğlu’na, bizimle birlikte olduğu ve öğrencilerimizi aydınlattığı için bir kez daha teşekkür ediyor ve kitaplarının devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.